background

Azotlu Gübre Nedir? Ne İşe Yarar? Nasıl Kullanılır?

Verimli toprakta sağlıklı gelişen tarım bitkileri

Tarımda yüksek verim, sürdürülebilir toprak yönetimi ve kaliteli ürün elde etmenin sırrı, bitkileri doğru, dengeli ve zamanında beslemekten geçer. Bitkilerin sağlıklı büyüyebilmesi için tıpkı insanlar gibi belirli besin elementlerine ihtiyacı vardır. Tarımsal üretimde vejetatif gelişimin, yani yeşil aksam büyümesinin ana motoru olan azot (N), bitki beslemede ilk sırada yer alır.

Peki, modern tarımsal üretimin can damarı olan azotlu gübre nedir, ne işe yarar, topraklarımızın ekolojik yapısını bozmadan doğru azotlu gübre kullanımı nasıl olmalıdır? Gelin; geleneksel sentetik gübrelerin yarattığı kimyasal kayıpları ve ARF BİO'nun döngüsel ekonomi modeliyle geliştirdiği yeni nesil organomineral azotlu gübre çözümlerini tüm detaylarıyla inceleyelim.

Azotlu Gübre Nedir?

Azotlu gübre, bitkilerin büyüme ve gelişim döngüsünde en çok ihtiyaç duyduğu temel besin maddesi olan azotu toprağa kazandıran bitki besleme ürünüdür. Soluduğumuz hava %78 oranında azot gazı içerse de bitkiler bu atmosferik azotu doğrudan bünyelerine alamazlar.

İşte bu noktada devreye giren azotlu gübreler; bitkinin kökleriyle doğrudan alabileceği amonyum azotu ve nitrat azotu formlarında ya da toprakta dönüşerek bitkinin alabileceği forma gelen üre azotu formunda toprağa uygulanır..

Doğal Azot Döngüsü ve Azotun (N) Tarımdaki Rolü

Doğada azot; bitkiler, hayvanlar, toprak ve mikroorganizmalar arasında kusursuz bir döngü içerisindedir. Yıldırımlar, şimşekler ve bazı baklagillerin köklerinde ortak yaşam süren Rhizobium bakterileri atmosferdeki azotu toprağa bağlayabilir. Ancak modern, yoğun ve ticari tarım yapılan arazilerde, toprağın doğal yollarla kazandığı azot miktarı, hasat edilen tonajlı ürünlerin topraktan eksilttiği besin miktarını karşılamaya kesinlikle yetmez.

Türkiye genelindeki tarım topraklarının %90'ına yakını organik madde yönünden zayıf olduğu için, topraklar doğal azot döngüsünü koruyamaz hale gelmiştir. Kimyasal olarak fakirleşen ve sıkışan arazilerde azotlu gübreleme, bu doğal döngünün yetersiz kaldığı alanlarda devreye girerek toprağın besin dengesini yeniden kurar ve sürdürülebilir bir üretim zemini hazırlar.

Toprakta Azot Kayıpları Neden Olur ve Nasıl Önlenir?

Çiftçilerin, ziraat mühendislerinin ve tarım üreticilerinin en büyük ortak sorunu, toprağa uygulanan geleneksel saf sentetik azotun tamamından bitkinin yararlanamamasıdır. Organik maddece zayıf topraklara doğrudan saf kimyasal azot uygulandığında ciddi oranlarda azot kayıpları yaşanır:

  • Yıkanma (Liç): Nitrat formundaki azotun aşırı sulama veya yağışla yeraltı sularına sızması,
  • Denitrifikasyon: Toprak bakterileri tarafından azotun gaz haline getirilerek atmosfere salınması,
  • Volatilizasyon (Gaz Uçması): Üre formundaki azotun amonyak gazı şeklinde havaya buharlaşması.

Bu ekonomik ve çevresel kayıpları önlemek amacıyla yeni nesil yavaş salınımlı gübre teknolojileri ve organik maddece zenginleştirilmiş organomineral katı gübre formülasyonları geliştirilmiştir. ARF BİO’nun İzmir Ödemiş entegre gübre tesisi bünyesinde ürettiği katı ve sıvı organomineral azotlu gübreler, biyogaz prosesinden gelen fermente organik baz sayesinde azotu toprak zerrelerine tutulmasına katkı sağlar. Toprağın organik madde miktarını artırmak, azotu tutma kapasitesini doğrudan yükseltir. Böylece azot uçup gitmez, yıkanarak israf olmaz ve bitkinin ihtiyacı olduğu her an parça parça, dengeli bir şekilde köklere aktarılır.

Azotlu Gübre Ne İşe Yarar? Faydaları Nelerdir?

Azot, bitki fizolojisinde "yeşil aksam" olarak adlandırılan yaprak, sürgün, sap ve gövde gelişimini doğrudan yöneten temel mimardır. Tarımsal üretimde azotun temel işlevlerini ve faydalarını şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Klorofil Oluşumunu Sağlar: Bitkilere yeşil rengini veren ve yaşam için şart olan fotosentez faaliyetini yürüten klorofilin ana bileşenidir. Güçlü fotosentez, doğrudan yüksek hasat tonajı ve kaliteli kuru madde demektir.
  • Hızlı ve Sağlıklı Büyümeyi Tetikler: Bitkinin vejetatif dönemde boy atmasını, yaprak alanının gürleşmesini ve ana gövdenin kalınlaşarak rüzgara/yatmaya dayanıklı olmasını sağlar.
  • Hücre Bölünmesini Destekler: Bitki dokularının mikroskobik düzeyde hızla çoğalmasına yardımcı olarak, bitkinin erken ve hassas dönem gelişimini (çıkış ve fide dönemi) maksimum düzeyde hızlandırır.
  • Ürün Verimini ve Kalitesini Destekler: Azot, bitki gelişimi için en önemli besin elementlerinden biridir. Yeterli ve dengeli azot uygulaması; bitkide vejetatif gelişimi destekler, fotosentezi artırır ve verim oluşumuna katkı sağlar. Tahıllarda tane protein oranının yükselmesine, uygun koşullarda ise gluten kalitesinin iyileşmesine katkı sağlayabilir. Meyve ve sebzelerde ise dengeli azot beslemesi, meyve gelişimi ve pazar kalitesinin desteklenmesine yardımcı olur.

Bitki Fizolojisinde Azotun Hücresel Fonksiyonları

Azot sadece gözle görülen yeşil aksamı büyütmekle kalmaz, mikroskobik ölçekte de hayati roller üstlenir. Bitkilerin genetik şifresini taşıyan DNA ve RNA'nın yapı taşlarında azot bulunur. Aynı zamanda bitki içindeki biyokimyasal reaksiyonları yöneten birçok enzimin ve bazı bitki büyüme düzenleyicilerinin sentezinde önemli rol oynar. Kök gelişiminden çiçeklenmeye, besin maddelerinin bitki içinde taşınmasından stres koşullarına karşı dayanıklılığa kadar hemen her metabolik faaliyetin sağlıklı ilerlemesine katkı sağlar.

Hangi Bitkilerde Azot Kullanılmalıdır?

Azot, tüm yeşil bitkilerin yaşam döngüsü için mutlak gerekli bir makro besindir ancak bazı stratejik ürün grupları büyüme karakterleri gereği azota çok daha fazla ihtiyaç duyar. Doğru azotlu gübreleme programı uygulanması gereken başlıca bitkiler şunlardır:

  • Tahıllar (Buğday, Arpa, Dane Mısır, Çeltik): Kardeşlenme döneminden sapa kalkmaya ve dane dolumuna kadar yüksek miktarda azota ihtiyaç duyarlar. Un sanayisinin talep ettiği yüksek protein kalitesi, doğru üst gübreleme uygulamasına bağlıdır. Özellikle Ege Bölgesi'nin hayvancılık lokomotifi olan silajlık mısır üretimi sürecinde azot hayati rol oynar.
  • Yapraklı Sebzeler (Ispanak, Marul, Lahana, Roka, Pazı): Ekonomik değeri ve ticari başarısı doğrudan yeşil yapraklarının hacmine, çıtırlığına ve rengine dayanan bu sebze gruplarında sıvı organomineral azot gübresi kullanımı ticari kalitenin ve pazar değerinin artmasına katkı sağlar.
  • Endüstri Bitkileri (Pamuk, Şeker Pancarı, Ayçiçeği, Tütün): Pamukta lif kalitesi, şeker pancarında kök yumru gelişimi ve yaprak sağlığı için üretim reçetelerinde azot dengeli bir şekilde yer almalıdır.
  • Meyve Ağaçları ve Bağlar (Zeytin, Narenciye, Elma, Şeftali, Asma): Bahar aylarında ağaçların uyanması, yeni sürgün oluşumu, bitkinin çiçeklenme ile meyve gelişimi dönemine sağlıklı girmesine yardımcı olur.
  • Yem Bitkileri (Çayır, Mera Otları): Hayvan beslemesinde yüksek proteinli, besleyici ve bol yapraklı kaba yem elde edebilmek amacıyla, uygun yetiştirme sistemlerinde ve bitkinin ihtiyacına bağlı olarak azot takviyesi yapılması gelişim sürecini destekler.

Hangi Bitkilere Azotlu Gübre Verilmez ya da Az Verilir?

Fasulye, nohut, mercimek, soya ve yonca gibi baklagil bitkileri, köklerinde barındırdıkları yararlı nodüller sayesinde havadaki serbest azotu kendi kendilerine toprağa bağlayabilirler. Bu nedenle baklagil tarımında, ilk çıkış dönemi (can suyu veya başlangıç azotu) hariç, yoğun ve tek yönlü azotlu gübreleme yapılmasına gerek duyulmaz. Aşırı azot verilmesi durumunda baklagiller tembelliğe alışır, köklerinde bakteri nodülü oluşturmayı bırakır ve sadece boya kaçarak meyve/tane verimini düşürür.

Ayrıca katkısız saf ham hayvansal gübrelerin baklagil tarlalarında yoğun yabancı ot çıkarma riski bulunur. Bu hassas arazilerde azot dengesini kurmak ve toprağı organik maddece beslemek için biyogaz prosesinden geçmiş, yabancı ot tohumlarından arındırılmış fermantasyon sürecinden geçirilmiş ARF BİO organik gübre veya organomineral gübre ürünleri güvenli bir alternatiftir.

En Çok Kullanılan Azotlu Gübre Çeşitleri

Piyasada farklı formlarda ve oranlarda azot içeren gübreler bulunur. En yaygın olanları şunlardır:

  • Üre (%46 Azot): Azot oranı en yüksek olan katı gübre çeşididir. Suda kolayca erir, hem taban hem de üst gübre olarak tercih edilir.
  • Amonyum Sülfat (%21 Azot): Halk arasında "şeker gübresi" olarak da bilinir. İçeriğindeki kükürt sayesinde bitkinin kükürt ihtiyacını da karşılar.
  • Kalsiyum Amonyum Nitrat (CAN - %26 Azot): Kireçli topraklarda asit dengesini korumak için sıkça tercih edilen, hızlı etki gösteren bir gübredir.

Kimyasal ve Organomineral Azot Kaynakları Arasındaki Farklar

Azot ihtiyacını karşılarken kullanılan geleneksel sentetik/kimyasal kaynaklar ile yeni nesil organomineral kaynaklar arasında toprağın geleceğini ve verimliliğini belirleyen çok büyük yapısal farklar vardır:

Saf kimyasal azotlu gübreler (Üre, Amonyum Sülfat vb.) yüksek yoğunlukta besin içerir ve bitki tarafından çok hızlı şekilde alınabilir ancak toprağın elektriksel iletkenliğini (tuzluluğunu) artırarak toprağın alkali (bazik) veya aşırı asidik özellikler taşımasına neden olur. Alkali topraklar ise bitkilerin demir, çinko, mangan ve fosfor gibi diğer hayati besin maddelerini toprakta kilitleyerek almasını neredeyse imkansız hale getirir. Uzun yıllar boyunca tek yönlü veya bilinçsiz kimyasal gübre kullanımı, toprağın organik madde dengesini etkileyerek zamanla fiziksel yapısının zayıflamasına ve verim kapasitesinin düşmesine neden olabilir.

ARF BİO organomineral azotlu gübre çözümleri ise; fermente organik maddeyi, zengin hümik-fülvik asitleri ve bitkinin ihtiyaç duyduğu azot formlarını tek bir granülde tarlaya uygulamanızı sağlar. Organik bazlı yapısı sayesinde:

  • Killi toprakların fiziksel yapısını gevşetir, toprak sıkışmasını önler ve toprağın havalanmasını artırır.
  • Toprağın iyi havalanmasıyla bitki besin zincirinde kritik olan Karbon (C), Oksijen (O) ve Hidrojen (H) alımının artırılmasına yardımcı olur.
  • Toprakta suyu, nemi ve besin elementlerini çok daha uzun süre muhafaza edebildiği için bitkiyi kuraklık stresine karşı korur, sulama maliyetlerini düşürür.

Amonyum (NH4), Nitrat (NO3) ve Üre Formları Arasındaki Fark Nedir?

Yapay gübrelerde azot üç farklı formda karşımıza çıkar ve her birinin bitki tarafından emilme hızı farklıdır:

  • Nitrat Azotu (NO3): Toprak solüsyonunda çok hareketlidir ve bitki kökleri tarafından hızlıca alınır. Acil azot ihtiyacında ve kök faaliyetlerinin yavaşladığı soğuk havalarda hızlı etki sağladığı için tercih edilir. Ancak negatif yüklü bir anyon olduğu için yine negatif yüklü olan toprak kolloidlerine bağlanamaz; bu nedenle aşırı yağış ve sulamayla yıkanarak kök bölgesinden uzaklaşma riski yüksektir.
  • Amonyum Azotu (NH4): Toprakta bulunan kil ve organik madde zerrelerine (negatif kutuplara) pozitif elektrik yüküyle sıkıca tutunur, kolay kolay yıkanıp gitmez. Bitki hem doğrudan alabilir hem de topraktaki nitrifikasyon bakterileri vasıtasıyla zamanla nitrata dönüşerek uzun vadeli, emniyetli ve garantili bir besleme sağlar.
  • Üre Azotu (CO(NH2)2): Bitki kökleri tarafından doğrudan ilk haliyle alınamaz. Topraktaki üreaz enzimi ve mikroorganizmalar yardımıyla önce amonyuma, ardından nitrata dönüşür. Bu dönüşüm süreci toprak sıcaklığına ve nemine bağlı olarak birkaç gün sürebilir; bu yüzden kalıcı, zamana yayılan, kontrollü ve son derece ekonomik bir üst gübreleme seçeneğidir.

Azot Eksikliği Nasıl Anlaşılır?

Bir bitkinin yeterince azot alamadığını anlamak oldukça kolaydır. Eğer toprağınızda azot eksikliği varsa bitkileriniz şu sinyalleri verir:

  • Yapraklarda Sararma (Kloroz): Eksiklik önce yaşlı alt yapraklarda başlar. Yapraklar parlak yeşil rengini kaybederek sararır.
  • Büyümenin Durması: Bitki cüce kalır, boy atamaz ve çalımsı bir görünüm alır.
  • Erken Çiçeklenme ve Düşük Verim: Bitki neslini devam ettirebilmek için vaktinden önce çiçek açar ancak meyve/tane verimi oldukça düşük kalır.

Farklı Bitki Türlerinde Azot Eksikliği Belirtileri

Azot eksikliği tüm bitkilerde benzer temelde ilerlese de bazı ürün gruplarında kendine has karakteristik belirtiler gösterir:

  • Mısır ve Tahıllar: Yaprak uçlarından başlayarak orta damara doğru "V" şeklinde bir sararma meydana gelir.
  • Meyve Ağaçları: Sürgün boyları kısalır, yapraklar normalden çok daha küçük kalır ve sonbahar gelmeden erkenden dökülür. Kabuk renklerinde kızarmalar görülebilir.
  • Sebzeler: Gövdeler incelir ve sertleşir. Örneğin domateste yaprak sapları dikleşir ve alt yapraklar morumsu-sarı bir renk alabilir.

Fazla Azot Kullanımının Zararları

"Gübrenin fazlası iyidir, çok atarsam çok ürün alırım" inanışı tarımda yapılan en büyük hatalardan biridir. Kontrolsüz ve aşırı azot uygulaması bitkiye fayda yerine çok ciddi zararlar getirir:

  • Bitki hücre çeperleri aşırı yumuşak, gevşek, ince ve sulu kalır; bu durum bitkiyi külleme, pas, kök çürüklüğü gibi mantari hastalıklara ve afit, kırmızı örümcek, trips gibi zararlı böceklere karşı tamamen savunmasız hale getirir.
  • Bitki sürekli yaprağa, sürgüne ve boya çalışır (vejetatif büyüme), çiçeklenme, döllenme ve meyve tutumu (generatif büyüme) ciddi oranda gecikir, meyveler tatsız ve şekilsiz olur.
  • Toprakta tuzluluğu artırarak bitki köklerinde ozmotik basıncı tersine çevirir. Kökler topraktan su çekemez hale gelir, halk arasında bilinen adıyla "tuz yanıklığı" meydana gelir ve bitki kurur.
  • Yıkanma yoluyla nehir ve yeraltı sularına karışarak su ekosistemlerinde ötrofikasyona (aşırı alg çoğalması ve oksijensizlik) yol açarak çevre felaketlerine neden olur.

Azotlu Gübrelemede Zamanlama ve Doğru Uygulama Yöntemleri

Azot, toprakta sabit durmayan, gaz halinde uçma veya suyla yıkanma yoluyla çok kolay kayba uğrayan son derece hareketli bir elementtir. Bu yüzden bitkinin ihtiyacı olan tüm azotu tek seferde toprağa vermek yerine, bitkinin kritik büyüme dönemlerine bölerek (kardeşlenme, sapa kalkma, meyve büyütme veya göz uyanması) uygulamak gerekir.

Aşırı yağışlı dönemlerden hemen önce veya aşırı kurak, rüzgarlı sıcaklarda yapılan açık ve korumasız üst gübre uygulamaları, azotun buharlaşarak havaya karışmasına ya da kök bölgesinin altına sızarak israf olmasına neden olur. ARF BİO organomineral formülasyonları, azotu kendi bünyesindeki fermente organik madde yapısıyla zırh gibi koruduğu için çiftçiye mükemmel bir uygulama esnekliği sunar. Özellikle modern damlama sulama sistemleri vasıtasıyla bitki ihtiyacına göre parça parça, milimetrik verilen sıvı organomineral azot, gübreleme verimliliğini %100'e yakın bir seviyeye çıkarır.

Azotlu Gübre Hakkında Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

Azotlu gübre ne zaman atılır?

Azotlu gübreler tek seferde değil, bitkinin vejetatif ve generatif gelişim dönemlerine göre bölünerek atılır. Genellikle ilk porsiyon ekim esnasında veya hemen öncesinde mibzerle tohum yatağının altına (taban gübresi / çizgi gübresi olarak), ikinci ve üçüncü porsiyonlar ise bitkinin hızlı büyüme, kardeşlenme, sapa kalkma ve çiçeklenme öncesi dönemlerinde (üst gübre olarak) toprağa uygulanır.

En yüksek azot hangi gübrede bulunur?

Ticari mineral gübreler arasında en yüksek azot oranına sahip olanı, yaklaşık %46 azot içeriği ile üre gübresidir. Organik kaynaklarda ise kullanılan hammaddeye ve üretim prosesine bağlı olarak kompostlaştırılmış tavuk gübreleri ve bazı organik sıvı gübreler nispeten yüksek azot içeriğine sahip olabilir.

ARF BİO, bu azot formlarını biyogaz reaktörlerinden elde edilen fermente organik madde ile entegre tesislerinde birleştirerek; doğru doz ve uygun uygulama yöntemleriyle azot kayıplarını en aza indiren, bitki yakma riskini minimize eden yüksek kaliteli organomineral çözümler sunmaktadır.

Yapraktan azot uygulaması yapılır mı?

Evet, kesinlikle yapılabilir. Kök faaliyetlerinin yavaşladığı, toprak sıcaklığının çok düşük olduğu, kuraklık veya kilitlenmiş toprak koşullarında yapraktan sıvı organomineral azot uygulamaları, yaprak yüzeyi üzerinden emilerek bitkide hızlı bir besin desteği sağlanır. ARF BİO'nun gelişmiş filtrasyon teknolojisine sahip sıvı organomineral ürünleri, modern sulama sistemlerinde, holderlerde ve yaprak pülverizatörlerinde filtreleri ve meme uçlarını güvenle kullanılabilir.

Azotlu gübre toprağın pH değerini değiştirir mi?

Bu durum kullanılan gübrenin kimyasal formuna ve topraktaki dönüşüm sürecine bağlıdır. Örneğin geleneksel sentetik Amonyum Sülfat (%21 - şeker gübresi) düzenli kullanıldığında toprağı fizyolojik olarak asitleştirici etki yapar; bu yüzden alkali (kireçli) topraklarda tercih edilir. Kalsiyum Amonyum Nitrat (CAN %26) ise kireç içeriğiyle asitliği nötralize etmeye çalışır. ARF BİO'nun organomineral yapısı ise, içerdiği zengin fermente organik baz desteği sayesinde toprağın pH dengesini mikrobiyal düzeyde optimize eder, ani pH dalgalanmalarının ve tuz birikimlerinin önüne geçer.

Azotlu gübre ağaçlara ne zaman verilir?

Meyve ağaçlarında ve zeytinliklerde azot uygulaması genellikle erken bahar aylarında, ağaçların kış uykusundan uyandığı, su yürüdüğü ve sürgün vermeye başladığı dönemde yapılır. Ağacın izdüşümüne (taç izdüşümü) uygulanan azot, çiçek ve meyve gözlerinin güçlü gelişmesini, sürgün boyunun uzamasını destekler. Meyve hasadına çok yakın dönemlerde veya geç sonbaharda azot verilmesi, yeni sürgünlerin odunlaşamadan kış soğuklarına yakalanıp kurumasına yol açacağından çoğu durumda önerilmez.

Yağmur yağarken azotlu gübre atılır mı?

Hafif, çiseleyen ve toprağı yavaşça nemlendiren bir yağmur öncesinde ya da uygulama esnasında azotlu üst gübre atmak, gübrenin toprak solüsyonunda çözünerek kök bölgesine taşınmasına yardımcı olur ve uçma riskini azaltabilir. Ancak şiddetli ve sağanak yağışlarda azotlu gübre uygulamasından kaçınılmalıdır. Çünkü azot formlarının topraktaki hareketliliği farklı olsa da (örneğin nitrat formu yıkanmaya çok daha duyarlıyken, amonyum toprağa daha iyi tutunur), aşırı su akışıyla birlikte besin maddelerinin kök bölgesinden yıkanarak uzaklaşma riski artar.

Organik azotlu gübre çeşitleri nelerdir?

Doğal ve ekolojik tarımda kullanılan organik azot kaynakları arasında iyice fermente edilmiş büyükbaş/küçükbaş hayvan gübreleri, bitkisel kompostlar, fermente edilmiş tavuk gübresi, kan unu ve boynuz unu yer alır. Bu kaynaklar toprağın organik madde yapısını iyileştirir ancak bitki beslemede salınımları daha yavaş gerçekleşebilir. Organomineral gübreler ise bu organik yapıyı zengin mineral elementlerle (NPK) fabrikasyon ortamında birleştirerek her iki dünyanın da en iyi yönünü çiftçiye sunar.

Azotlu gübre bitkiyi yakar mı?

Aşırı dozda ya da bitkinin gelişim noktalarına doğrudan temas edecek şekilde elverişsiz hava koşullarında uygulandığında azotlu gübreler bitkide tuz yanıklığına neden olabilir. Yüksek tuz yoğunluğu kök bölgesinde arttıkça, ozmotik basınç sebebiyle bitkinin köklerinden su alımı zorlaşır ve zamanla tuz yanıklığı belirtileri oluşmaya başlar. ARF BİO'nun organomineral çözümleri, yapısındaki organik madde desteği ve dengeli içeriği sayesinde uygun dozlarda ve doğru yöntemlerle kullanıldığında tuz yanıklığı riskinin azaltılmasına katkı sağlayabilir.

Yüksek Verim İçin Doğru Azotlu Gübre Markası Seçimi

Toprağınızın ve bitkilerinizin ihtiyaç duyduğu azotu doğru formda, doğru miktarda ve doğru zamanda sunmak, sadece bugünün hasat verimini ve karlılığını artırmakla kalmaz; aynı zamanda yarının toprak sağlığını ve ekolojik geleceğini de korumaya yardımcı olur. Ülkemiz çiftçisinin organomineral gübreleme programları ve fermente organik gübrelerin faydaları hakkında bilgilendirilmesi, tarımsal üretim kalitesini ve verimliliğini artırarak sürdürülebilir üretime katkı sağlayacaktır.

Bilimsel, sürdürülebilir ve döngüsel çözümlerle tanışmak, modern tarımsal üretimin en değerli yatırımlarından biridir. ARF BİO olarak, biyogaz teknolojisinden elde edilen fermente organik maddeyi modern üretim teknikleriyle mineral besin elementleriyle birleştiriyor; katı ve sıvı organik ile organomineral gübre çözümlerimizle sürdürülebilir ve verimli tarımı desteklemeyi hedefliyoruz.